6 Şubat felaketinin ardından Hatay’da yaraları sarmak ve şehri yeniden ayağa kaldırmak için tarihin en büyük lojistik ve idari mücadelelerinden biri veriliyor. Bu mücadelenin en önemli safhalarından birini de kuşkusuz geçici barınma merkezleri, yani konteyner kentler oluşturuyor.
Son günlerde Hatay Valisi Sayın Mustafa Masatlı’nın konteyner kentlerin tahliye sürecine ilişkin yaptığı açıklamalar, sosyal medyada ve kamuoyunda yeniden bir tartışma dalgası başlattı. Ancak meseleye duygusal reflekslerle değil, sahadaki gerçeklerle ve vicdan penceresinden bakmak gerekiyor.
Deprem öncesinde kiracı olan ve şu an hala konteyner kentte yaşamını sürdüren bir vatandaş olarak, madalyonun diğer yüzünü görmemiz gerektiğine inanıyorum.
İNİSİYATİF ALAN BİR DEVLET REFLEKSİ
Hatırlayalım ; geçtiğimiz dönemlerde de benzer takvimler belirlenmiş, ancak Hatay Valisi Sayın Mustafa Masatlı’nın bizzat inisiyatif almasıyla vatandaşların mağdur olmaması adına bu süreler defalarca uzatılmıştı.
Dolayısıyla tahliye sürecleri bugünün meselesi değildir. Devlet, “vatandaşının yanında olma” refleksini her aşamada göstermiş, kimseyi apar topar kapı önüne koymamıştır.Dahası, üç yılı aşkın bir süredir bu kentlerde yaşayan vatandaşlardan elektrik, su gibi temel yaşam giderlerine ait faturalar dahi talep edilmemiştir.
Hatta ihtiyaç sahibi vatandaşlara, şehrin görüntüsüne zarar vermeyecek alanlarda kurulacak yeni konteyner kentlerde barınma desteği sağlanmaya devam edilecek, Dünyanın hiçbir yerinde, bu denli büyük bir afet sonrasında bu kadar uzun süre kesintisiz ve bedelsiz bir sosyal devlet koruması bulmak kolay değildir.
SUİSTİMAL RİSKİNE KARŞI GERÇEKÇİ YAKLAŞIM
Gelinen noktada, iyi niyetle uzatılan bu süreçlerin ne yazık ki bir miktar suistimal edilmeye başlandığını da kabul etmemiz gerekiyor. Evet, ilk dönemlerde barınma krizi büyüktü; kiralık ev bulmak imkansız, fiyatlar ise fahişti.
Ancak bugün Hatay genelinde konut arzı ciddi oranda toparlanmış ve konut kira bedelleri makul seviyelere düşmüş durumda.Şartlar bu yönde değişmişken, konteyner kentlerdeki yaşamı sonsuza kadar sürecek bir statüko gibi görmek hem şehrin normalleşmesinin önüne ket vurmakta hem de devletin kaynaklarını verimsiz kullanmaktadır.
NORMALLEŞME İÇİN DOĞRU BİR ADIM
Eleştiriler her yönetimsel kararda doğaldır ancak bu eleştirilerin yapıcı ve gerçekçi olması şarttır. Hatay Valiliği’nin aldığı tahliye kararı, depremin izlerini silmek ve şehri “geçici” çözümlerden kurtarıp kalıcı bir normalleşme fazına geçirmek için atılması gereken, gecikmiş ama doğru bir adımdır.
Devlet üç yıl boyunca üzerine düşen hamiliği fazlasıyla yapmış, inisiyatif almış ve vatandaşına zaman kazandırmıştır. Şimdi ise hem biz vatandaşların kendi ayakları üzerinde durarak şehri canlandırma, hem de devletin koordinasyonunda Hatay’ı kalıcı olarak ayağa kaldırma vaktidir.
Bu bağlamda, tahliye kararına yönelik ezbere dayalı eleştirilerin yersiz olduğunu, atılan adımın şehrin geleceği için gerekli ve doğru olduğunu görmek gerekir.
GENEL
33 dakika önceGENEL
2 saat önceGENEL
3 gün önceGENEL
4 gün önceGENEL
8 gün önceGENEL
9 gün önceGENEL
10 gün önce
1
ANTAKYA HACI BEKTAŞ VELİ ANADOLU LİSESİ FUTSAL TAKIMI TÜRKİYE FİNALLERİNDE
1610 kez okundu
2
HATAY, COP31 YOLUNDA DÜNYAYI AĞIRLIYOR: DİRENÇLİ ŞEHİRLER BULUŞMASI HATAY’DA
1570 kez okundu
3
VALİ MASATLI HATAY’IN GURURU OLAN ŞEHİT KIZINI MAKAMINDA AĞIRLADI
1529 kez okundu
4
EMİN’İN HAYALİ GERÇEK OLDU: MİNİK KALPLERE DOKUNAN ANLAMLI ZİYARET
1481 kez okundu
5
ENKAZIN ALTINDAN YÜKSELEN BİR SAVUNMA DUVARI: EMİR ŞAHİN BOLATAN
1088 kez okundu